Bir varmış bir yokmuş, karlı dağların eteğindeki büyük bir ormanda Ayı Ailesi yaşarmış: Anne Ayı, Baba Ayı ve dünyalar tatlısı yavruları Minnoş. Sonbahar gelip yapraklar sararınca bütün ayılar kış uykusuna hazırlanırmış. Bal küpleri doldurulur, mağara yumuşacık yapraklarla döşenir, herkes karnını güzelce doyururmuş. Çünkü ayılar bütün kışı uyuyarak geçirir, ancak bahar gelince uyanırlarmış.
Ama Minnoş uyumak istemiyormuş. "Koca kışı uykuyla geçirmek çok sıkıcı!" demiş. "Ben karda oynamak istiyorum, kardan ayı yapmak istiyorum, buz tutmuş gölde kaymak istiyorum!" Anne Ayı gülümsemiş: "Yavrum, biz ayılar kışın uyuruz; vücudumuz böyle dinlenir ve güçlenir. Kışın dışarıda yiyecek de bulamayız, karnımız acıkır." Ama Minnoş dinlememiş. Herkes derin uykuya dalınca usulca mağaradan dışarı süzülmüş.
Dışarısı bembeyazmış. Minnoş önce çok eğlenmiş; karda yuvarlanmış, kar topları atmış, ayak izleriyle kocaman şekiller çizmiş. Ama çok geçmeden pati ayacıkları üşümeye, karnı acıkmaya başlamış. Yiyecek aramış ama bütün meyveler bitmiş, arılar peteklerini saklamış, dereler buz tutmuş. Rüzgâr sertleşmiş, kar taneleri iri iri yağmaya başlamış. Minnoş titreyerek bir ağacın altına büzülmüş. "Keşke annemi dinleseydim," diye mırıldanmış.
Neyse ki onu gören yaşlı bir baykuş dalından seslenmiş: "Küçük ayı, sen burada ne arıyorsun? Bütün ayılar çoktan uykuda!" Minnoş üşümüş bir sesle olan biteni anlatmış. Baykuş kanadıyla mağaranın yolunu göstermiş: "Haydi çabuk evine dön yavrum. Kış uykusu ayılar için oyundan kaçış değil, büyüme yoludur. Sen uyurken vücudun güçlenir; baharda iki kat hızlı koşar, iki kat yükseğe tırmanırsın."
Minnoş koşa koşa mağaraya dönmüş ve annesinin sıcacık kürküne sokulmuş. Anne Ayı uykulu gözlerini açıp yavrusunu kucaklamış: "Hoş geldin minik kâşif," demiş gülümseyerek. "Artık uyuyalım mı?" Minnoş kocaman esneyerek başını sallamış: "Uyuyalım anneciğim. Meğer dışarısı ne kadar soğukmuş! Dünyanın en güzel yeri senin kucağınmış." Gözlerini kapatmış ve mışıl mışıl bir uykuya dalmış.
Minnoş rüyasında bal dolu petekler, çiçekli çayırlar ve şırıl şırıl akan dereler görmüş. Uyudukça büyümüş, büyüdükçe güçlenmiş. Nihayet bahar gelip kardelenler açınca Ayı Ailesi mağaradan çıkmış. Minnoş bir de bakmış ki bacakları uzamış, pençeleri güçlenmiş, tüyleri ipek gibi parlamış! Artık o kadar hızlı koşuyormuş ki kelebekler bile ona yetişemiyormuş. "Demek uyku gerçekten büyütüyormuş!" diye sevinçle bağırmış.
O günden sonra Minnoş uyku saatini hiç kaçırmamış; kışın mışıl mışıl uyumuş, baharda doyasıya oynamış. Ormandaki bütün yavrulara da hep şunu söylermiş: "Dinlenmek tembellik değildir; uyku, güçlenmenin gizli kapısıdır." Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.